Allah ya. Kürkçünün, kürkün, tilkinin dönüp geleceği hep aynı, ben de buraya dönüyorum. Birkaç laf etmek istiyorum; çünkü akşama daha çok var. Daha sürüyle şey var, sırtlanılacak bir yurt odası var, muhtemel taşınılacak yeni bir oda var, tabi o esnada fark ediyorum, ben sekiz ay yurtta kalmamışım ben baya var gücümle 18 yılımı yurda taşımışım, e şimdi bunlar nasıl taşınacak derdi dağ. Şurda bi’ 2-3 ay var, şu hazırlığı bir atlatmak istiyorum, burada koca bir “Ne yapmalı?” sorusu. Ah işte, ne kadar çok söz var kafamın içinde o kitaplardan, bölük pörçük diyaloglar: “… Bu yüzden sana saçınla ilgili ne bileyim Blendax, Wella, kına gibi şeylerden bahsetmiyorum.”Böyle yazınca da manasız oluyor, ama ben manasını sanırım biliyorum. İftara daha çok var, evde olmayan iftar mı olurmuş. Çok boş laflar ediyorum, asıl söylemek istediğimi bilmediğimden, söylemediğimden. Karagüneş’in albümü çıkıyormuş bu arada, bir bakmak lazım. -bir “oof” nidası olarak söylenir- : Allah ya(r)
Of.


